
Sevgili blog severler, bir haftasonu yazısı ile yine birlikteyiz. Atalarımız her ne kadar “yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat” deselerde bu haftasonu (ve önümüzdeki birkaç haftasonu) yiyip içtiklerimi anlatacağım
Değişik bir şeyler yeme isteğim baş gösterdiğinde ilk aklıma gelen uzakdoğu mutfağı oldu. Uzakdoğu kültürüne meraklı olup, bu uğurda koreceyi de sökünce geriye bir yemekleri kalmıştı zaten, ben de dadanayım dedim. Japon mutfağından başlayalım efenim;

Konusu tarihte önemli bir döneme işaret eden savaşların veya olayların filmlerini güzel yapan şey, o yaşanan olayların içindeki hayatlara, yakın plan yaklaşmakla mümkün oluyor. Yani esas temayı savaşın sunarak değil, o savaşı yaşayan bir kişinin yada bir grubun hayatını gösterek anlatmak daha gerçekçi kılıyor hikayeleri. Seyirci o vakit bir sinema filmi izlediğini fark ediyor. Aksi durumda ise belgesele benzeyen bir sözüm ona sinema filmi çıkıyor ortaya.









